Dijital “İyilik Hali Uygulamaları” Bizleri Daha “İyi” Hale Getirecek Mi?

Günümüzde dünyamız heyecan verici bir teknolojik dönüşüm sürecinden geçiyor. İnsan türüne has yenilikçi düşünce anlayışı ve inovasyon tutkusu, insan zekâsının temas ettiği her sektörü hızla değişime zorluyor. Peki insan zekası ve insan vücudunun kendisi bu teknolojik dönüşüm sürecinin dışında kalabilir mi? Elbette hayır. Çağımızda, sağlık endüstrisi, modern teknolojilerin en çok dönüşüme zorladığı alanlardan biri olarak öne çıkıyor.

Her “İşin” Başı “Sağlık”

Apple ve Google gibi teknoloji devlerinin sahip olduğu gelirlerin önemli bir kısmını “dijital sağlık” alanında yaptığı çalışmalara aktarması, topluma daha sağlıklı bireyler kazandırma misyonunun ötesinde bir anlam taşıyor elbette. Büyük şirketler, dijital sağlık uygulamalarına yatırım yapıyor çünkü, önümüzdeki yıllarda dijital sağlık pazarının hızla büyüyeceği öngörülüyor. Araştırma şirketi TMR (Transparency Market Research) 2016 yılında küresel dijital sağlık pazarının büyüklüğünü 179,6 miyar dolar olarak belirledi. Aynı araştırma şirketi, 2017-2025 yılları arasında sağlık hizmetleri altyapısının teknolojik gelişmelerle desteklenmesi ile birlikte, pazarın yıllık %13.4’lük büyüme göstererek 2025 yılı sonunda 536.6 milyarlık büyüklüğe ulaşacağını söylüyor.

Apple’dan 2 Yeni Dijital İyilik Hali Uygulaması

Dijital teknoloji insanları daha sağlıklı hale getirebilir ama bunun için önce kendi yarattığı sağlık sorunlarını çözmesi gerek. Apple, geçtiğimiz günlerde düzenlediği Dünya Geliştiriciler Konferansı’nda “dijital bağımlılık” ile başa çıkmak için tasarladığı 2 yeni uygulamanın tanıtımını yaptı: “Dijital Sıhhat” uygulaması ve “Rahatsız Etme” özelliğinin güncellenmiş versiyonu.

Dijital Sıhhat uygulaması, kullanıcının akıllı telefonda günlük geçirdiği zamanı hesaplayarak isteği halinde bu süreyi sınırlandırmasına yardımcı oluyor. “Rahatsız Etme” özelliği ise aygıtınız kilitliyken aldığınız aramaların, uyarıların ve bildirimlerin sessiz olmasını sağlıyor.

“Hem Yara Bandı Hem Yara”

Trend analizlerini dikkate alan teknoloji şirketleri, gelecekte dijital sağlık alanına yaptıkları yatırımlarla daha zengin hale gelebilir. Fakat, bu durum dijital sağlık teknolojilerinin bizi daha “sağlıklı” hale getireceği anlamına gelmiyor. İnsanlık için “hem yara bandı hem yara” olan dijital teknolojinin çözüm bulduğu sorun sayısı, yarattığı sorun sayısının altında kaldıkça elbette varlığı bir anlam kazanmayacak. Özellikle akıllı telefonlar ile hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen sosyal medya uygulamaları, kullanıcıların ruh sağlığı üzerinde oldukça kötü etkiler yaratıyor.

Kraliyet Halk Sağlığı Derneği tarafından yapılan bir araştırma, Instagram gibi sosyal medya sitelerinin “beden imajı” ve “beden güveni” sorunları olan bir genç nesil yarattığını açığa çıkardı. Başka bir çalışma, Instagram’da çok zaman harcayan insanların, asosyalleşme eğilimi gösterdiklerini ortaya koydu. Bu eğilimin arkasında, tabiki İnstagram’da resmedilen “mükemmel yaşantılar”a duyulan özenti ve kıskançlık hissi var.

Doğası gereği, teknolojik devrim süreçleri engellenemez. Dijital teknolojilerin insan sağlığı üzerinde yarattığı fayda ve zararları zaman içinde gözlemleyeceğiz. Bu süreçte elimizden gelen en iyi şey; teknolojinin doğru kullanımı hakkında bilinç kazanmak suretiyle, bu araçların toplum sağlığı ve kişisel sıhhatimiz açısından getirdiği eksileri olabildiğince bertaraf edip, faydalarını maksimize etmeye çalışmak olacaktır.

Kaynak: Forbes

Posted by Özge Uçar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir