Fütürist Kevin Kelly’ye Göre Gelecekte Eşyalara “Sahip” Olmayacağız “Abone” Olacağız

Artan sürdürülebilirlik gerekleri ve sahipliğin yükselen maliyeti, dengeyi sahip olmaktan erişime doğru kaydırıyor. Günümüzde kiralamayı satın almaya tercih ettiğimiz için Uber kullanarak araçlarımızı, Airbnb kullanarak evlerimizi paylaşıyoruz. Peki, sadece otomobil ve konutlarımızı değil; beyaz eşya, bilgisayar hatta kıyafetlerimizi paylaştığımız bir dünya nasıl olurdu? Gelin, Fütürist Kevin Kelly’nin dürbününden geleceğin “paylaşım” dünyasına göz atalım:

“Bir sitede yaşıyorum. Çoğu arkadaşım gibi sitede yaşamayı seçmemin nedeni, gece gündüz hizmet alabilmem. Dairemin önündeki kutu günde dört kez yenilenir. Örneğin; giysilerimi kutuya bıraktığımda birkaç saat içinde temizlenip gelir. Sitenin yerel işlem merkezinden dronlar, robot minibüsler ve robot bisikletlerle saat başı paketlerin geldiği bir depo var. İsteklerimi cihazıma yazıyorum, (evdeki ya da işyerimdeki) kutuma iki saat içinde, çoğu zaman daha da çabuk getiriyorlar. Ziyaretime gelen bir arkadaşım saçını kesmek istiyor. Otuz dakika geçmeden kutumda iki saç makası buluyorum.

Kamp malzemeleri mağazasına abone oluyorum. Kamp malzemeleri her yıl o kadar hızla gelişiyor ki, sadece bir iki hafta ya da hafta sonu kullandıktan sonra, en yeni, en iyi, el değmemiş bir kamp malzemesini kutumda görmeyi tercih ediyorum. Fotoğraf makineleri ve bilgisayarlar da aynı şekilde. Ömürleri çabucak doluyor, ben de en yenilerine, en iyilerine yazılıyorum.

Pek çok arkadaşım gibi giysilerimin çoğunu abone sistemiyle ediniyorum. Böylesi çok daha uygun. İstersem yıl boyunca her gün başka bir şeyler giyebiliyorum ve günün sonunda üzerimdekini çıkarıp kutuya bırakıyorum. Bunlar temizlenip yeniden dağıtıma veriliyor ve insanların merak duygusunu taze tutmak için de sık sık üzerinde bir miktar değişiklik yapılıyor.

Bazı yiyecek hatlarına aboneyim. Yakındaki bir çiftlikten direkt olarak taze ürünler aldığım gibi, yenmeye hazır sıcak et yemekleri de kapıma geliyor. Site, benim zaman çizelgemi, işe gidiş hattımı, tercihlerimi biliyor. Bu yüzden teslimat ideal bir zamanlamayla gerçekleşiyor.

Sahip olduğum hiç müzik, film, oyun, kitap, sanat eseri ya da sanal dünya ürünü yok. Universal Stuff’a abone oldum o kadar. Duvarımdaki sanat resimleri devamlı değiştiği için hiçbirine bağlı kalmıyorum. Duvarlarımı Pinterest’teki koleksiyonumdan düzenleyen özel bir online hizmetten yararlanıyorum. Çocukluğumda oynadığım oyuncaklar bile Universal’den geliyordu. Annem hep “Sadece birkaç ay oynayacaksın, satın almaya ne gerek var?” derdi. Böylece bir kaç ayda bir kutuya bırakılır, yerine yenileri gelirdi.

Universal o kadar akıllı bir sistem ki, çoğu zaman, yoğunluk anlarında bile, arabanın kapıya gelmesi 30 saniye sürmez. Araba anında gelir, çünkü benim zaman çizelgemi bilir ve mesajlarımdan, takvimimden ve çağrılarımdan planlarımı tespit edebilir.

Babam bazen bana hiçbir şeye sahip olmamaktan ötürü kendimi başıboş ve sorumsuz hissedip hissetmediğimi sorar. Ona tam tersini hissettiğimi söyleyerek yanıt veririm. Dijital dünyaya doğan insan önde koşmak ve bilinmeyeni keşfe çıkmakta özgürdür. Sahip olmak yerine erişim beni diri ve tetikte, bundan sonra olacaklara hazır durumda tutar.”

Kaynak: The Inevitable

Posted by Özge Uçar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir