‘Geliştirilmiş İnsan’ Konseptine Ne Kadar Hazırız?

Beyin-bilgisayar arayüzleri; insanların düşünme biçimi, askerlerin savaşma yetenekleri, Alzheimer hastalığının tedavisi gibi şeylerin tamamen değişmesini sağlayabilir. Fakat bu durumun getireceği etik sorunlarla başa çıkabilecek miyiz?

Şubat ayında Dubai’de düzenlenen Dünya Hükûmet  Zirvesi’nde Tesla ve SpaceX genel müdürü Elon Musk, insanların yapay zekâ çağında tutunabilmesi için ‘cyborg’ haline gelmeleri gerektiğini söyledi. Ekonomik olarak değerli kalmamızı sağlamak amacıyla “biyolojik zekâ ve makine zekâsının birleşmesi” gerekeceğini dile getirdi.

Bundan kısa süre sonra da Musk, bilgisayarları doğrudan insan beynine bağlamak amacıyla Neuralink’i yarattı. Neural lace olarak adlandırılan bir teknolojiyi kullanarak insan beynine yerleştirdiği elektrodlarla beyin-bilgisayar iletişiminin kurulmasını sağlamayı hedefliyor.

Beyin-bilgisayar arayüzleri (BCI) yeni bir fikir değil, ancak bu zamana kadar var olan sistemler yalnızca tek yönlüydü. Musk’ın yapmaya çalıştığı şey ise beyin-bilgisayar arayüzü kavramını bambaşka bir boyuta taşıyor. Musk, beyin ve bilgisayar arasında çift yönlü bir iletişim oluşmasını sağlayarak insan yeteneklerini en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor.

Case Western Reserve Üniversitesi’nden BCI uzmanı Profesör Pedram Mohseni, “Musk’ın bilişsel gelişim hedeflerinin sebebi, yapay zekâdan ve bilgisayarların onları üreten insanlardan daha akıllı hale gelmelerinden korkmasıdır” diyor.

Musk, Silikon Vadisi’nde bunu amaçlayan tek girişimci değil. Kernel isimli startup’ın kurucusu Bryan Johnson da neural lace teknolojisini kullanarak insan beynini geliştirme üzerine çalışmalar gerçekleştiriyor. Konu üzerinde çalışan bir diğer şirket ise Facebook. Şirket, kurduğu gizli yazılım birimi ‘Building 8’ ile insan zekâsını geliştirme üzerine kapalı kapılar ardında çalışmalar gerçekleştiriyor.

En Az 10-15 Yıl Uzaktayız

Mohseni, bu fikirlerin gerçeğe dönüşebilmesine en az 10-15 yıl uzakta olduğumuzu ve bunlardan bazılarının hiçbir zaman hayata geçirilemeyecek kadar gerçek dışı olduğunu belirtiyor.

Mohseni’ye göre şu anda bu amaca hizmet eden en önemli çalışmalardan biri, Southern California Üniversitesi’nden Prof. Ted Berger’in çalışması. Berger, Alzheimer gibi hastalıklar sebebiyle hafızasını kaybeden hastaların beyinlerinde zarar gören ‘hipokampüs’ kısmının yerine koyulabilecek bir hafıza protezi üzerinde çalışıyor. Ekip, kemirgen ve primatlar üzerindeki çalışmalarında elde ettikleri başarıların yanında, insanlar üzerinde gerçekleştirilen çalışmaların ön sonuçlarında da başarılı oldular.

ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından askerlerin bilişsel yönden güçlendirilmesini amaçlayan projenin de bir diğer önemli örnek olduğunu belirten Mohseni, söz konusu isim DARPA olduğu için bunların boş vaat olma ihtimalinin de değerlendirilmesi gerektiğine inanıyor.

İngiltere’deki Essex Üniversitesi’nde de insanların karar verirken kullandıkları beynin bilinçdışı bölümüne dokunan bir BCI üzerinde çalışmalar gerçekleştiriliyor. Çalışma, insanların doğru kararı verdiklerinden emin olabilmelerini sağlamak için bilgisayarlardan faydalanmayı amaçlıyor. Çalışmayı yürüten Davide Valeriani, “BCI yalnızca engeli olan insanlar için değil, insan limitlerinin ötesine geçilebilmesi için de paha biçilemez bir araç” diyor.

Ortaya Çıkacak Etik Sorunları Çözebilecek Miyiz?

Eğer insan yeteneklerini üst düzeye çıkarmaktan söz ediyorsak, burada etik bazı sorunların da ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor. Bu konuda başarı elde edilebilirse, insanların nerede bittiği ve makinelerin nerede başladığı konusunda bir bilinmezlik söz konusu olacak.

Valeriani, “Benim düşünceme göre; bu etik sorunu çözebilmenin yolu, insanlara yeteneklerini geliştirmeleri için BCI kullanmak isteyip istemedikleri konusunda karar verme imkânı sunulmasıdır” diyor ve ekliyor, “Nöroetik uzmanları, devletin neleri düzenlemesi gerektiğine dair verecekleri tavsiyeler üzerinde çalışmalarını gerçekleştiriyorlar. Gelecekte beyin-bilgisayar arayüzleri hayatlarımız üzerinde açık ve somut fayda sağlarsa bu sistemleri kullanma konusunda daha açık olacağımızdan eminim.”

Kaynak: The Guardian

Posted by Derya Öztürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir