Gelecekte Arabanız Sizin Yerinize Karar Verebilmek İçin Biyolojinizi Okuyacak

Mucit, tasarımcı ve teknoloji uzmanı Ari Teman, gelecekteki otomobillerin insanlarla etkileşime geçebileceği yollar üzerine araştırma ve çalışmalar gerçekleştiriyor. Teman, Futurism’le gerçekleştirdiği röportajda; kim olduğunuzu ve nasıl olduğunuzu anlayabilecek bir sistem olan biyometriyi gelecekte, ulaşımdaki en önemli gelişme olarak gördüğünü belirtiyor.

Bu teknoloji kulağa biraz fütüristik geliyor olabilir ama aslında şimdiden hayatımıza girmiş durumda. Akıllı telefonunuzun tuş kilidini park izinizi kullanarak açmanız ve ses tanıma yazılımları sayesinde teknolojik aletlerinize konuşarak hükmedebiliyor olmanız bu teknolojiye iki güzel örnek. Şimdilik biyometri otomativ sektöründe pek kullanılmıyor olsa da önümüzdeki birkaç sene içerisinde etkisini göstereceğine dair tahminler var. Intelligent Mobility Team’den Frost ve Sullivan’ın bir raporuna göre; 2025 yılına kadar arabalar biyometrik sensör içerecek.

Arabanız Size Gerçekten Cevap Verecek

Teman’a göre, ileride arabalar sizi A noktasından B noktasına götürecek birer araç olmaktan çok daha fazlası olacaklar. Bu “akıllı” ulaşım deneyimi siz daha arabaya girmeden başlayacak. Teman, “Siz aracınıza yaklaşırken o sizi tanıyacak” diyor. “Pencereden bakıp, ‘Oh, bu Neil’ diyecek bir şoför olmayacak elbette. Bir kamera olacak ve sistem, ‘Kaldırımın kenarında duran Neil’a doğru gitmeliyim, ondan 10 metre ileride duran Joe’ya değil’ diye düşünecek” diyor.

Kullanıcı araca girer girmez biyometrik sensörler devreye girecek. Teman, “Arabaya girdiğinizde sizin vitallerinizi ve nörolojik işaretlerinizi okuyacağız” diyor. Araba bu bilgileri kullanarak rotayı nasıl yönlendireceğini değiştirebilecek.

“Araba her virajda sizin kalp atışlarınızın hızlandığını fark edebilir” diyen Teman, aracın bu bilgilerden yola çıkarak sizin endişeli olduğunuzu ve bir değişim yapması gerektiği sonucuna varabileceğini dile getiriyor. “Araba, ‘Belki biraz daha yavaşlamalıyım’ ya da ‘Bu sokakta onu rahatsız eden bir şeyler olabilir. Belki bir dahaki sefere başka bir rota izlemeliyim’ diye düşünecek” diyor Teman.

Teman ilerideki araçların sizin biyolojik verilerinizden yıla çıkarak araç içinde değişiklikler yapabileceğini düşünüyor: “Araba sizin yorgun olduğunuzu görürse, ışıkları biraz kısacak. Eğer titrediğinizi fark ederse, arabanın ısısını biraz daha yükseltecek.”

Teman’ın üzerinde çalıştığı teknoloji ufukta görünüyor olsa da bazı teknoloji şirketleri şimdiden biyometrinin daha güvenli ve rahat bir yolculuk için ulaşımda nasıl kullanılabileceğine dair birkaç örnek sergilediler bile.

Las Vegas’ta gerçekleştirilen 2017, Consumer Electronics Showcase etkinliğinde; Alman otomobil üreticisi Continental, Biyometrik Erişim Sistemini tanıttı. Bu sisteme sahip olan otomobillerde hırsızlığı önlemeye yardımcı olmak üzere sürücüler, motoru çalıştırmak için parmak izi kimlik doğrulamasını sağlamak zorundalar. Ayrıca bu sistemde bir iç kamera, aracın ayarlarını sürücüye göre ayarlamak için yüz tanıma yazılımını kullanıyor. Böylece daha rahat, kişiselleştirilmiş bir deneyim sağlanıyor.

Aynı etkinlikte elektronik şirketi Gentex de kendi biyometrik sistemini açıkladı. Bu iris tarama teknolojisi bir aracın dikiz aynasına dâhil edilebiliyor ve sürücü kimliğini teyit etmede yüzde 99,9 başarılı oluyor. Aracın içindeki kişi tanınmazsa, sistem otomobilin sahibine mesaj yazabiliyor veya işlevselliğini sınırlandırabiliyor. Sürücü tanınırsa, koltuktan radyoya kadar her şey otomatik olarak kişinin tercihlerine göre ayarlanıyor.

Bu arada Olea Sensor Networks de sürücünün veya yolcunun yaşamsal bulgularını izlemek için emniyet kemerine bağlanan bir cihaz oluşturdu. Bir kaza durumunda, otomatik olarak acil müdahale ekibine haber verebiliyor, yolcuların kimlik ve koşullarını bilmelerini sağlayabiliyor.

Bu yenilikler sadece bir başlangıç. Kendimizle otomobillerimiz arasındaki ilişki, önümüzdeki yıllarda çarpıcı bir şekilde değişime hazırlanıyor gibi görünüyor. Elimizdeki bilgilerden yola çıkarak, gelecekte ulaşımın sadece “ulaşmak” anlamını barındırmayacağı tahmininde bulunabiliriz.

Kaynak: Futurism

 

Posted by Derya Öztürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir