Korku Hikâyeleri Yazarı Yapay Zekâ Shelley’le Tanışın!

MIT araştırmacıları tarafından geliştirilen yeni bir yapay zekâ, korku hikâyeleri yazmaya başladı. Shelley adı verilen bu yapay zekâ, orijinal çalışmalardan ve insanların Twitter’daki katkılarından ilham alıyor.

Yeni bir korku hikâyesi yazarı, yazdıklarıyla aklınızı başınızdan almayı hedefliyor. Bu yazar, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) tarafından geliştirilen bir yapay zekâ.

En insani yeteneklerimizden biri olduğunu düşündüğümüz sanat üretme de yavaş yavaş yapay zekâlar tarafından gerçekleştirilmeye başlıyor. Besteleri tamamen bir yapay zekâya ait olan bir müzik albümü, film senaryosu yazan ve hatta resim çizebilen yapay zekâlar şimdiden hayatımızda.

MIT tarafından derin öğrenme algoritmaları kullanılarak geliştirilen Shelley ise korku hikâyeleri yazma konusunda uzmanlaşmaya başladı. Adını Frankenstein’ı kaleme alan yazar Mary Shelley’den alan yapay zekâ, küçük bir cümleyi ya da bir yazının minik bir parçasını ilham kaynağı olarak kullanarak tüyleri diken diken edebilen korku hikâyeleri ortaya çıkartabiliyor.

İşte Shelley’nin hikayelerinden bazı örnekler:

“Hala kâbuslar görüyorum ve ışıkları görmezden geliyordum. Son rüyam üzerine son bir kâbus gördüm. Bir kan havuzunda uyandım ve fırtınadaki bir fare gibi kokladım. Çok uykuluydum ve hareket edemiyordum. Artık hareket edemiyordum. Bir nefes verdim ve hiçlikten bir ses geldiğini duydum. TAMB! TAMB! TAMB!”

“Ne yapabilirdim ki? Ben bir canavardım” diye başlıyor bir hikâyesine Shelley. “Bir şeyler görüyordum. Ben kurbandım. Susuzluğumun hayatları.”

“Hiçbir zaman gerçekten ölmedim. Hala kendi bedenimin içindeydim.”

“Bir şeyin beni izlediğini hissedebiliyordum ve nefret dolu bir yüzle karanlıkta dikilen o gölgeyi görebiliyordum. Aşırı korkmuştum ve gölgeden gözlerimi alamıyordum. Arkamda ne olduğunu görebilmek için yavaşça arkamı döndüm.”

“Ağlamalarının arasında yere düştü ve o yumuşakça mırıldandı, ‘Bana geellll’. Korkuyla ayağa kalktı. O, yavaş bir örümcek yürüyüşüyle ona doğru yaklaşıyordu ve çığlık atmaya başladı, ‘Saklanacak hiçbir yerin yok, kaçamazsın.’”

“Başımı yavaşça duş perdesinden dışarı doğru uzattım ve odamdaki aynaya doğru bakan uzun bir adam olduğunu gördüm. Yüzünü hala göremiyordum ama aynadaki yansımasını görüyordum. Aynada bana doğru yaklaştı ve onun bugüne kadar gördüklerimden çok daha uzun olduğunu fark ettim. Soluk teni ve uzun sakalları vardı.”

Shelley daha sonra Twitter’dan aldığı katkılarla bu hikâyesini şu şekilde sürdürdü:

“Lütfen korkma, ben sadece onu arıyorum” dedi, aynayı işaret ederek. Kafamı salladım, donakalmıştım çünkü bir şeyin bana dokunduğunu hissettim. Bana doğru baktığını ve acıyla çığlık attığını hatırlıyorum. Hiçbir şey söylemedi, sadece o doğal olmayan ifadesiyle yüzüme baktı.”

Yapay Zekâların da İlhama İhtiyaçları Vardır

Shelley, hikâyelerini oluştururken insanlarla işbirliği kuruyor. Onların en korktukları düşüncelerinden öğreniyor ve bunları yeni hikâyeler oluşturmak için kullanıyor. Eğer siz de Shelley’le ortak bir hikaye yazmak isterseniz kendi korku hikâyenizi Twitter aracılığıyla Shelley’le paylaşabilirsiniz.

Kurallar ise şu şekilde:

En fazla 3 tweet olmak kaydıyla hikâyenizi Shelley’nin yazısına cevap olarak yazıyorsunuz. Eğer birden fazla tweet gönderecekseniz bunları numaralandırıyorsunuz. Yazınızın sonuna #yourturn (seninsıran) yazıyorsunuz. Böylece Shelley hikâyenizi devam ettiriyor. Eğer yazdığınız cümlelerin hikâyenin sonu olmasını istiyorsanız #theend (son) yazıyorsunuz. Ayrıntıları Shelley’nin sitesinden öğrenebilirsiniz.

Kaynak: Futurism, DailyMail

Posted by Derya Öztürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir