Yapay Zekâ Watson, Bilgi Yarışmasında İnsan Şampiyonları Nasıl Yendi?

IBM’in geliştirdiği yapay zeka Watson, 2011 yılında Jeopardy (Riziko) adlı bilgi yarışmasında şampiyon insan rakiplerini yenerek birinci oldu. Üstün dil becerisi gerektiren bu yarışmada elde edilen galibiyet, günümüzde farklı diller arasındaki iletişim problemini ortadan kaldıran yapay zeka destekli çeviri araçları ya da Siri, Alexa, Duplex gibi “insan gibi düşünen ve konuşan” sanal asistanların gelişmesinde önemli bir dönüm noktası kabul ediliyor.

2004 yılının sonbaharında, IBM yöneticisi Charles Lickel, New York’taki bir et lokantasında küçük bir araştırma ekibiyle yemek yiyordu. İnsanlar tam yedide aniden masalarından kalkıp lokantanın bar kısmındaki televizyonun başına toplanınca, ekiptekiler de şaşırdılar. Meğer televizyonda yayımlanan Jeopardy (Ülkemizdeki adıyla Riziko) adlı bilgi yarışmasında elliden fazla programdır üst üste kazanan Ken Jennings, tarihi rekorunu bir adım daha ilerletmek için yarışmak üzereymiş. Lickel’ın anlattığına göre, lokantadaki müşteriler o kadar heyecanlanmışlar ki, masadaki yemeklerini yarım bırakıp programı izlemeye dalmışlar ve ancak program bitince geri dönmüşler. Bu olay, en azından pek çok kişinin hatırladığına göre, Riziko yarışmasındaki başarılı yarışmacıları dize getirecek bir bilgisayar programı yazma fikrinin başlangıcıdır.

IBM’in kendine koyduğu hedefi kamuya duyurarak giriştiği zorlu projeler zaten meşhurdu. Bu projelerde şirket hem teknolojik üstünlüğünü sergiliyor, hem de halk arasında heyecan yaratarak parayla satın alınamayacak bir doğallıkla kendi reklamını yapmış oluyordu. Yedi yıl önce gerçekleştirilen son büyük projede IBM’in Deep Blue adlı bilgisayarı, dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov’u altı oyunluk maçta yenmiş, bu olay sayesinde IBM, insanı satrançta yenen ilk makinayı yapan şirket olarak sonsuza dek tarihin sayfalarına kazınmıştı. IBM yöneticileri halkın ilgisini çekecek ve şirketi teknoloji lideri olarak konumlandıracak yeni bir proje arayışındaydılar. Böylece teknoloji bayrağının Big Blue’dan Google’a veya Silikon Vadisi’nden çıkan yeni şirketlerden birine geçtiği yönündeki imajı da çürütülebilecekti.

1996 yılında IBM’in süper bilgisayarı Deep Blue ile karşı karşıya gelen dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov stres içinde bir sonraki hamlesini düşünüyor.

En iyi insan yarışmacılarla IBM bilgisayarı arasında televizyondan yayımlanacak bir maç fikri şirketin en üst düzey yöneticilerinin aklına yatmıştı yatmasına, ama böyle bir sistemi inşa etmesi gerekecek olan yazılımcılar hiç de hevesli değildi. Bilgi yarışmasında yarışabilecek bir bilgisayarın, o güne kadar yapılmış bilgisayarların hepsinin çok ötesinde becerilere sahip olması gerekirdi. Pek çok araştırmacı, şirketin başarısız olmasından, en beteri de bütün ulusun seyrettiği bir kanalda mahcup olmaktan korkuyordu.

Deep Blue’nun satrançta elde ettiği başarı da pek ümit vermiyordu. Deep Blue bir bakıma salt matematiksel hesap egzersiziydi. Bilgisayarın oyunu oynaması için gerekli olan tüm bilgiler, makinenin anlayıp işleyebileceği bir formatta kendisine sunuluyordu. Bilgisayarın satranç oynayan bir insan gibi çevresiyle ilgilenmesi, etkileşimde bulunması da gerekmiyordu. Riziko ise bambaşkaydı! Sınırları satrançtan çok daha geniş çizilmişti. Eğitimli bir insanın erişebileceği her türlü konu –bilim, tarih, sinema, edebiyat, popüler kültür-  yarışmada çıkabiliyordu. Ayrıca bilgisayarın üstesinden gelmesi gereken türlü türlü teknik sorunlar da cabasıydı. Bilgisayar her şeyden önce doğal dili anlamak zorundaydı.

Watson teknolojisini anlatan bir IBM belgesinin dikkat çektiği üzere, dil dediğimiz şey aslında tutarsızlıklarla doludur: “Uykumuzu almışsak, uykumuz artık yok demektir. Karalahana yeşil olur, uçak kara kutusu ise kırmızı. Peki ‘karar almak’ ile ‘karar vermek’ nasıl aynı şey olur? Film karesi dikdörtgendir, apartman dairelerimiz ise köşeli. Çok bilene saygı duyarız da neden çok bilmişten uzak dururuz? Biriyle aramız yoksa, aramızın açık olduğu anlamına gelir. Hastalanan birine ‘şifayı kaptı’ deriz.” İşte Riziko’da yarışacak bilgisayarın bir yandan dildeki tezatların ve tuzakların yolunu bulurken, bir diğer yandan da dağlar kadar metnin içine dalıp sorunun cevabını çekip çıkaracak kadar genel idrak sergilemesi gerekiyordu ki bu o güne kadar yazılmış programların becerisinin fersah fersah ötesindeydi. Yapay zeka uzmanı David Ferrucci tüm bu zorlukların farkındaydı. Watson’ı inşa edecek ekibin liderliği kendisine verilmişti.

Ferrucci daha önceden de doğal dil formatında verilen soruları yanıtlayabilen Piquant adındaki sistemi geliştirmekle görevli küçük bir ekibin liderliğini yapmıştı. Ferrucci’nin ekibi Piquant projesini temel alıp da Riziko için bir prototip inşa ettiklerinde sonuçlar umut kırıcıydı. Ferrucci işe sıfırdan başlaması gerektiğini ve bu projenin en az 5 yıl sürecek uzun soluklu bir uğraş olacağını anlamıştı. David Ferrucci, 2007’’de IBM yönetimini ikna ettikten sonra kendi deyimiyle “dünyanın gördüğü en gelişmiş zeka mimarisini” inşa etmek için kolları sıvadı. Kurduğu ekibe yalnız IBM’in yapay zekâ uzmanlarını değil, MIT ve Carnegie Mellon gibi en üst düzey üniversitelerden araştırmacıları da aldı.

Nasıl Geliştirildi?

IBM Watson projesinin liderliğini üstlenen yapay zeka uzmanı David Fellucci

Ferrucci’nin 20 kişilik ekibi ilk olarak, Watson’ın yanıtlarının temelini oluşturacak olan devasa bir bavuru bilgi koleksiyonu oluşturdu. 200 milyon sayfalık bilginin içinde sözlükler, referans kitapları, edebi eserler, gazete arşivleri, internet sayfaları ve Wikipedia’nın neredeyse tüm içeriği yer alıyordu. Ardından eski Riziko yarışmalarının bilgilerini topladılar. Yarışmanın televizyonda yayımlanmış bölümlerinden 180 binin üzerinde soruyla Watson’ın öğrenme algoritmalarını beslediler. Aynı zamanda bilgisayarın bahis stratejisini beslemek için en iyi insan oyuncuların performans ölçümlerini kullandılar. Watson’ın geliştirilmesi için her biri farklı amaca yönelik binlerce farklı algoritma yazıldı. Bunların arasında metin içinde arama yapan, tarihleri, zamanları ve yerleri karşılaştıran, soruların gramerini analiz eden ve ham bilgiyi istenen formata dönüştüren algoritmalar vardı.

Watson ilk olarak soruyu parçaların ayırıyor, sözcükleri inceliyor ve tam olarak ne araması gerektiğini anlamaya çalışıyor. Soruda ne sorulduğunu anladıktan sonra, Watson yüzlerce algoritmayı paralel olarak çalıştırıyor. Watson içindeki yüzlerce arama algoritmasının her biri bir cevapla döndükten sonra, Watson’ın bu alternatiflerin cevaplarını karşılaştırıp uygunluklarına göre sıralayabilmesi gerekir. Bu noktada makinenin kullandığı tekniklerden biri, potansiyel cevabı orijinal soru cümlesi yerine yazıp arama yapılan başvuru metinlerinde böyle bir ifade geçiyor mu diye bakmak. Watson aday cevapları sıralarken ayrıca kendi geçmişini de dikkate alıyor. Geçmişte hangi algoritmaların hangi soru tiplerinde daha başarılı olduğunu biliyor ve o algoritmaların getirdiği cevapları daha ciddiye alıyor. Bir diğer dikkat çekici Watson özelliği, makinenin doğal dilde doğru şekilde ifade edilmiş cevapları sıraladıktan sonra, bulduğu en olası cevabın cevap butonuna basmaya değecek kadar güvenilir olup olmadığını tartabilmesi. Bu özelliği aynı zamanda onu yapay zekanın en ön saflarına yerleştiriyor: IBM’in makinası neyi bilip bilmediğini biliyor. Bu farkı ayırt etmek insanlar için kolay olsa da, neredeyse hiçbir makinenin sahip olmadığı bir özellik.

Watson’un Zaferi

IBM, Riziko yarışmasının yapımcıları ile 2011 Şubat ayı içinde Watson için bir yayın düzenlemek üzere anlaştı. Anlaşmaya göre, Watson Riziko yarışmasını arka arkaya 74 kez kazanan Ken Jennings ile yarışmadan 3,3 milyon dolar kazanarak bir rekora imza atan Brad Rutter’a karşı yarışacaktı. 3 tur olarak planlanan yarışmanın, ilk turu 14 Şubat 2011 tarihinde gerçekleştirildi ve Watson ile Rutter birinciliği paylaşırken, Jennings arkalarında kaldı. İkinci ve üçüncü günde ise insan rakiplerine ciddi fark atan IBM, Jennings’in topladığı 22.400 dolar ve Rutter’ın 35.734 dolarına karşılık tam 77.147 dolar toplamayı başararak tarihe geçti.

Teknoloji dünyasında bir devrim olarak kabul edilen bu zafer sonrasında, IBM Watson’a yaptığı yatırımların ölçeğini büyüterek yapay zekanın yeteneklerini daha da geliştirmeyi başardı. Bugün Watson, başta tıp ve bankacılık alanlarında olmak üzere bir çok sektörde kullanılıyor. Geliştirdiği teknolojiyi hala emekleme döneminde gören IBM ise, Watson’ı tüm sektörlerde daha kullanışlı bir cihaza dönüştürmek için çalışmalarına hız kesmeden devam etmekte.

Kaynak: Rise of The Robots

 

Özge Uçar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir